Suyabatmaz Demirel Mimarlık

Arif Suyabatmaz, Hakan Demirel

Ekip O. Ülgen, E. Yazkurt, M.Uzman, S. A. Karaatlı, G. Ersel

Müşteri Ahmet Oran

Yer Bodrum/Turkey

Ebat 330 m2

Yapının konumlanacağı arazi Bodrum-Yalıkavak’ta eğimli bir arazi üzerinde yer almaktadır. Kısmi deniz manzarasına sahip bu arazi üzerinde bulunan çok yaşlı ve büyük bir ağaç ile batıda kalan deniz manzarası, tasarımın şekillenmesinde önemli rol oynayan iki unsurdur.
Tasarımdaki bir diğer unsur ise, kendisi sanatçı olan ev sahibinin burayı hem atölye olarak hem de aile fertleriyle bir yazlık olarak kullanacak olması olmuştur. Bu mekanın ev olmasından daha çok bir atölye olması tasarım süresince kullanıcı tarafından vurgulanmış, yapının bu isteğe cevap vermesi için tüm mekansal ihtiyaçlar özenli mimari dokunuşlarla yapılmıştır.
Yapının “bir ev ruhu taşırken içinde atölye bulundurma hali” ile “bir atölye ruhu taşırken konut bazlı donatıları barındırması” farklıdır. Sanatçı için atölyenin önemli olmasından ötürü yapıya dair kararlar atölye ruhu taşıyacak şekilde alınır. Atölye, arazide bulunduğu yer sebebiyle tıpkı binada hapsolmuş bir mahzen gibi yapının içinde iki kat yüksekliğinde bir boşluk olarak kendine yer bulur ve bulunduğu bu nokta aslında denizi en iyi gören noktadır. Arazideki bu en güzel vista atölyeye açılacak olan tek doğal ışık kaynağının yerini de tariflerken, binanın batı cephesinde bir tünelden çıkma haliyle birlikte önünde bulunan terasa yönlendirme yapar. Atölye direk ışığa maruz kalmaz fakat üst kattaki batıya açılan pencere ve merdiven üstündeki çatı ışıklığı sayesinde doğal ışık alarak istenilen konfor koşulları sağlanır. Arazinin bir parçasıyken yavaş yavaş araziden kopmaya başlayan yapı, atölye bitmeye başladıkça evin ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanan diğer mekanlara dönüşmeye başlar.
Engebeli araziye konumlanan yapı, arazinin üzerine yapılmış gibi değil, arazinin bir uzantısı gibi davranır. Toprağı tutan bir duvarla yer düzleminde de ikiye ayrılan bina, servis mekanları ve diğer mekanları da ortada oluşan yırtık ile birbirinden ayırır. Bu ufak boşluktan bizi yapıya alan davetkar giriş, kesintisiz bir şekilde çatıya ve haliyle arazinin üst kotuna kadar çıkan bir merdivenle kullanıcıları mekanlara dağıtır. Merdivenin üstündeki çatı ışıklığı ve merdivenin sonundaki ulu ağaç sayesinde, sıkıcı sirkülasyon alanları, gece-gündüz yaz-kış süresince yaşayan bir çevreyle etkileşim kuran keyifli mekanlar haline gelir.
Yapıda oluşan teraslar kullanıcıya farklı vistalar sunan dinlenme mekanları tanımlarken, aynı zamanda kullanıcıların alt kotlardaki diğer konutlardan görsel olarak kopmasına yardımcı olur. Böylece belirli bir yakınlığa ulaşmadan herhangi bir görsel bağlantı kurulmamış olur. Tipolojik dil olarak bölge genellikle beyaza boyalı küçük yapılardan oluşmaktadır. Bu durum başta bölgesel bir dil tanımlarken, yapılar çoğaldıkça tatsız ve rahatsız edici bir hal almaya başlamıştır. Yapıyı beyaz bir malzemeyle tarifleyip çokluğun bir parçası yapmak yerine, civarda rahatlıkla bulunabilen malzemeler kullanarak bölgesel dile farklı bir bakış açısıyla yaklaşma kararı alınmıştır.
Topografyadan çıkma halini benimseyen kütle, tıpkı bir sakız tutulup da çekilmiş gibi,katı ve opak bir haldeyken gittikçe transparan bir hale gelir. Kütlenin araziye değdiği noktada çok sık, uzaklaştığı noktada 15 cm aralıkla kullanılan ahşap dikmeler, batıdan gelen ışık karşısında güneş kontrol elemanları gibi çalışır.

r010
r009
r014
r004
r005
r006
r007
r008
r010
r009
r014
r004
r005
r006
r007
r008